­

ÇUKUROVA’YI ZİYARET ETMEK İÇİN 7 MUHTEŞEM SEBEP

Antalya’nın Doğusuna Yolculuk: TÜRKİYE’NİN GÜNEYİNDEKİ ÇUKUROVA’YI ZİYARET ETMEK İÇİN 7 MUHTEŞEM SEBEP

Atmosferik sokaklardan, masmavi denizi süsleyen kalelere ve görkemli dağ zirvelerini taçlandıran manastırlara kadar inanılmaz bir tarihsel, kültürel ve doğal peyzaja sahip Çukurova’yı keşfetmek üzere Manchester Havalimanı’ndan yola çıkıyoruz.

Yaklaşık 800.000 km² yüz ölçümüyle iki kıtayı birbirine bağlayıp, sekiz ülkeye komşuluk eden Türkiye’yi kısaca tanımlamak kolay bir iş değil. Bir zamanlar İstanbul’un başkentlik ettiği, devasa denilebilecek Osmanlı İmparatorluğu’nun yanında daha küçük bir yüz ölçümünü kapsıyor olsa da günümüz sınırları içerisinde birçok kültürü, ortamı ve insanı bütünleştirebilecek kadar geniş bir mekâna sahip Türkiye…

Bununla birlikte, Türkiye dendiğinde İngilizlerin aklına ilk olarak İstanbul ve Ankara gibi hareketli büyük kentler ile arkalarına yaslanıp tembellik etmek için can atan güneş meraklılarının dinlendiği sahil yerleri gelebilir. Nihayetinde, herkesin molaya ihtiyacı var. İstanbul ve Ankara, tartışmaya yer bırakmayacak kadar etkileyici olsa da Türkiye’de keşfedilmeyi bekleyen birçok yer var. Bu gerçeği göz ardı etmek haksızlık olur.

Daha az bilinen bölgelerden biri olan Çukurova tam anlamıyla aklınızı başınızdan alacak bir yerdir. Bu yer, Manchester’dan direkt seyahat edilebilen bir destinasyon olmayabilir. Ancak direksiyon sallamaya biraz hevesliyseniz Türkiye’nin güney coğrafyasında Çukurova dâhil her yere Antalya üzerinden rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Çukurova, havaalanından yaklaşık altı saatlik kara yolu mesafesinde yer almaktadır. Buna karşın bu muhteşem yeri gördüğünüz vakit bu zahmete fazlasıyla değer olduğunu anlayacak, buraya gerçekleştireceğiniz seyahatin kendisinin bile başlı başına bir deneyim olduğunu göreceksiniz. Ah, bu içimdeki seyahat tutkusu yok mu...

Varda Köprüsü ve Kapıkaya Kanyonu

James Bond filmi Skyfall’u izleyenler Varda Köprüsü’nü hatırlayacaklardır. Burayı sinema perdesinden değil de kendi gözlerinizle görmek çok daha büyüleyici bir deneyim. Kayalık bir araziden neredeyse 100 metre yükseklikte ve 172 metre uzunluğunda olan bu köprüden neyse ki çok tren geçmiyor. Bu da 007 James Bond hattını takip edebileceğiniz ve şaşırtıcı tatil sürprizlerini yakalayabileceğiniz anlamına geliyor. Daha da güzeli, köprünün bir tarafında hamağında bebeğinizi uyutabileceğiniz ve taze demlenmiş çay eşliğinde keyif yapabileceğiniz bir de kulübe bulunuyor.

Varda Köprüsü’ne çok da uzak olmayan bir mesafede, doğanın kusursuz diyebileceğimiz bir özeti olan, Kapıkaya Kanyonu yer alır. Kayalığın dik yüzeyi devasa büyüklükte olup, bu dev kayalık vadiyi yürüyerek geçmek ise hakkı verilmesi gereken olağanüstü bir deneyim…

Ayrıca, adrenalin meraklılarını parkurda tutan oldukça iyi korunmuş bir yürüyüş yolunun olması ve yağışlı aylarda dalış için yeterli su barındırması, azımsanmayacak diğer özellikleri arasında… Buraya en yakın şehrin Adana olduğunu söylemekte yarar var. Adana, Manchester’dan yola çıkacakların İstanbul’da aktarma yaparak varabilecekleri, iki milyona yakın nüfusa ev sahipliği yapan büyük bir kenttir. Gerçek kara yolu seyahati tutkunları, Antalya’ya dönmeden önce bu ikonik güzergâhı, birkaç gün sürecek şekilde uzatabilirler.

Tarsus

Sade görünümünün altında bir o kadar büyüleyici olan Tarsus, kadim Türkiye topraklarının en önemli kentlerinden biriydi. Zamanla değişime uğrasa da sunduğu olanaklar açısından hala çok zengin. Ziyarete değer arkeolojik alanların yanı sıra eğlence olanakları açısından da oldukça cömert ve işlek sokaklara sahip. Tarihî dar sokaklarından göz alıcı cadde dekorasyonlarına varıncaya dek baş döndürücü bir destinasyon... Tarsus, yöre halkını izlemek, otantik pazar alanlarında gezinmek ve buradaki yerel yaşama kendini kaptırmak isteyenler için harika bir yer.

İncil, Aziz Paul (Paulus)’un burada dünyaya geldiğini yazar. Yine rivayete göre; Mısır’ın ünlü kraliçesi Kleopatra sevgilisi Romalı General Antonius ile burada buluşmuştur. Kleopatra Kapısı ve daha birçok kaynakça Tarsus’ta bulunmuş bu üç şahsiyete işaret eder. Tahminler, Tarsus’un 6000 yıldan daha eski bir geçmişe sahip olduğunu öne sürerek, buraya yönelik bilgi varlığı ve orijinal konumunda duran antik kalıntıların sayısı ile ilgili bize bazı fikirler vermektedir.

Hava ciddi bir biçimde ısınmaya başladığında tablo gibi bir ortamda gölgede serinleyip geleneksel yemekleri tatmak için Tarsus Şelalesi’ne doğru yola koyulabilirsiniz.

Cennet ve Cehennem

İngilizceye “Cennet” ve “Cehennem” olarak çevrilebilen Toros Dağları’ndaki bu iki muazzam delik koruyucu bariyerlerin gerisinden aşağıyı izleyenlerde bile dehşet verici duygular uyandırmaktadır. Neyse ki Cehennem Çukuru’na erişim mümkün değil. Oraya düşen için ölüm kaçınılmazdır. Zeus’un Yunan Mitolojisindeki en ölümcül yaratık olan yüz başlı ejderha Typhon’u buraya hapsettiği rivayeti bile buraya inmemek için bir neden zaten.

Cennet Çöküğü Mağarası’na inmek ise mümkün… Yüzlerce basamağın ardından beşinci yüzyıldan günümüze ulaşan bir manastıra rastlıyorsunuz. Zemine ayak bastığında da gerçek bir başarı hissi ile doluyor insan. Ancak yeniden yukarı çıkma fikri biraz tedirgin etmiyor değil. Yer altı ırmağının bulunduğu derinliklere hâkim olan ortamın havası inanılmaz. Huzurlu ama biraz da ürkütücü…

Aynalıgöl Mağarası

Bu devasa yer altı katmanının girişine giden tozlu yoldan inebilmek için formda olmalısınız. Küçük çocuklarla veya yaşlı kimselerle seyahat edenlerin kesinlikle dikkatli olmaları gerekiyor. Ancak içeri girdikten sonra bu kıyı değerinin ne kadar muhteşem olduğunu idrak ediyorsunuz.

Mağaranın en can alıcı noktası ise deniz suyunun beslediği parıltılı göldür. Deniz akıntısıyla bağlantılı derin kısımları kasvetli olabilir ama yüzeyi çarşaf gibidir. Mağarada, en karanlık kaya girintilerini mesken tutan bir yarasa topluluğu var.

Bu yarasalara ait dışkıların tedavi edici özelliğe sahip olduğu söyleniyor. Büyük kısmı gün ışığı almayan gölün dondurucu bir soğuğu var. Bu yönü göz önüne alındığında, kulağa çok da cazip bir öneri gibi gelmese de kazı çalışmalarıyla koskocaman mağarayı güvenli bir yere dönüştürenler, burada her şeyi göze alarak yüzmenin çok eğlenceli olduğuna dair -ben öyle düşünmesem de- yemin ediyorlar.

Kızkalesi

Yüzüklerin Efendisi, Narnia Günlükleri, Taht Oyunları… Dünyada çok sevilen dizi ve filmlerdeki gibi büyüleyici ama gerçek bir mekân görmeye ne dersiniz? Kızkalesi, Korykos antik liman kentinin topraklarında yeşeren bir belde olup, sahil açıklarındaki küçük bir adayı taçlandıran ikonik kalesi ile aynı ismi taşıyor. Aslında bu beldeyi ziyaret edenlerin asıl geliş amaçları bu kaleyi, yani Kızkalesi’ni görmek. Oraya ulaşmak için bota ihtiyaç var. Bu kısa yolculuk bile, özellikle gün batımında muhteşem bir deneyim sunuyor.

Gücün simgesi bu yere ayak bastıktan sonra şöyle bir hikâye işitirsiniz: Korykos Kralı bir falcıya gider. Falcı, kralın kızının bir yılan ısırığıyla öleceğini söyler. Kral, kızını böylesi tehlikelerden uzak, küçük ve korunaklı bu adaya yerleştirir ama ne yazık ki bu çabası boşadır. 

Zira meyve sepetine gizlenmeyi başaran bir yılan, prensesi ısırır ve öldürür. Belki itiraz edeceksiniz ama Kızkalesi’nin antik kenti ve limanı korumak maksadıyla inşa edildiği fikri kulağa daha mantıklı geliyor. Ana karada bulunan diğer kale de bu görüşü destekler niteliktedir. 

Alahan Manastırı

Alahan Manastırı, dindar olmayanların bile soluğunu kesmekte! İsauria Bölgesi’nde bulunan ve beşinci yüzyıldan kalma manastır tehlikeye açık bir konumda olup, Anadolu’nun güney kesimini kaplayan eşsiz manzaralara sahiptir. Alahan’ın bir manastır değil de mabet olarak inşa edildiğini söyleyenler de var. İster manastır ister mabet olsun, burası ziyarete fazlasıyla değer bir nokta…

Kayaya oyulmuş külliyenin yanı sıra birçok kiliseyi de bünyesinde barındıran bu yapı bütününün UNESCO tarafından 17 yıl önce Dünya Mirası Listesi’ne alınmış olmasına şaşmamak gerek. Gezegenimizde bu karara itiraz edecek kimseyi bulamazsınız. Ziyarete kapalı birkaç bölüm haricinde Alahan Manastırı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan diğer değerler gibi her köşeye, her sütun dizisine duyulan merakı perçinleyerek ziyaretçilerine diledikleri gibi gezinme özgürlüğü tanıyor.

Nasıl gidilir?

EasyJet ve Thomas Cook, Manchester Havalimanı’ndan Antalya’ya düzenli ve direkt uçuşlar gerçekleştirmektedir.

 

Mecra: Manchester Finest internet sitesi

Haber ve Fotoğraf: Martin Hewitt

Ülke: İngiltere

Yayın tarihi: 17 Mart 2017

http://www.manchestersfinest.com/from-mcr-to/east-of-antalya-7-spectacular-reasons-to-visit-southern-turkey-now/

*İngilizce yayımlanan haberin çevirisi