Safran tadında bir rota
Safranbolu tarihi, sokakları, geleneksel Türk mimarisiyle yapılmış Safranbolu evleri, yemyeşil vadileri ve ormanları, mis gibi safran kokusu ile Batı Karadeniz’in en özel duraklarından. Bu hafta sonu ben de rotamı Safranbolu’ya çevirdim. Bu defa seyahatimin amacı; Safranbolu evlerini görmek değil, mevsim itibariyle son günlerine yetişeceğim safran hasadını gözlemlemek ve safran çiçeğini tanımak. İşte size Safranbolu gezi rehberi… Bir sanatçının fırçasını tuvalin üzerinde gezdirirken göstermiş olduğu hassas dokunuşlar gibi özenerek ya da bir dedenin torununun yanaklarını okşarken, nasırlı parmakları, o pembe küçük yanakları tahriş etmesin diye ellerini, naif bir şekilde uzattığı gibi ürkek ellerin, toprak üzerindeki mor yapraklı nadide çiçeklere dokunduğunu düşünün. Safran çiçeği hasadı işte böyle bir şey! Çiçeğe zarar vermemecesine gösterilen inanılmaz bir hassasiyet ve yanı sıra sevgi ve aşk ile çiçeklere dokunan elleri gördüm safran hasadında.
.jpg?format=jpg&quality=50&width=1200)
Safranbolu denilince ilk aklıma gelen; geleneksel Türk mimarisi karakteriyle yapılmış olan ve UNESCO tarafından koruma altına alınmış bulunan Safranbolu evleri geliyor elbette. Ama hiç merak ettiniz mi Safranbolu’nun adı nereden gelmektedir diye. Evet bu turistik ilçenin adını, kendini dünyada meşhur eden evleri ve tarihi dokusuyla değil de, civar köylerinde yetiştirilen ve çok değerli bir çiçek olan safrandan aldığını biliyor muydunuz? Doğrusu ben bilmiyordum.
.jpg?format=jpg&quality=50&width=1200)
Böyle bir organizasyona Ankara’dan katılıyorum. Yaklaşık 4 saatlik bir yolculuğun akabinde Safranbolu’ya 8 km uzaklıkta olan Yukarı Çiftlik köyüne özel bir işletmeciye ait safran tarlasına varıyoruz. Hava parçalı bulutlu. Safran hasadının son günlerine gelindiğinden tarladaki safran çiçekleri yoğunluğu bir hayli azalmış. Ancak yine de küçümsenmeyecek miktarda çiçek, topraktan toplanmayı bekliyor. Güneşin ara sıra da olsa bulutların arasından sıyrılıp bir an gülümsemesiyle, mor yapraklı safran çiçekleri de hazan mevsimine inat canlılıklarıyla karşılık veriyorlar adeta. Onlarca insan safran tarlasına dalmış, teker teker kopardıkları çiçekleri ellerindeki sepetlere özenle yerleştiriyorlar. Bu arada ellerinde fotoğraf makineleri ya da cep telefonlarıyla, kimisi topraktaki çiçekleri, kimisi çiçek toplayanları ve genel manzarayı gözlemleyip anı ölümsüzleştirmeye çalışan fotoğraf meraklılarının koşuşturmaları hoş görüntülere yol açıyor.
.jpg?format=jpg&quality=50&width=1200)
Safran; neredeyse altın değerinde bir bitki. Neden derseniz, yetiştirilmesi ve bakımı zor olduğu kadar hasat işlemi de bir hayli zahmetli. Bu muhteşem mor çiçekler, teker teker insan eli ile hasat ediliyor. Seyredenleri kendisine hayran bırakan bu çiçeklerin stamenleri seçilip, kurutularak gıda boyası ve tat verici safran olarak satılıyor. Ağustos ve eylül aylarında dikimi yapılabiliyor. Ağırlığına göre en pahalı baharat unvanına sahip safranın 1 gramı yaklaşık 160-200 çiçekten oluşuyor. Safran, ağırlığının 100.000 katı suyu sarı renge boyayabiliyor. Ülkemizde Safranbolu’da üretilen safran, dünya genelinde daha çok İspanya, Fransa, İtalya ve İran’da yetiştiriliyor. Hücre yenileyici özelliğinin yanı sıra birçok faydası olan bu özel çiçek gıda, tıp, kozmetik ve giyim sektörlerinde kullanılıyor. Merak edenler için söylüyorum, bir gramlık cam şişe içinde satın aldığım safran çiçeği lifine 25 TL ödedim. Yani kilosu; 25.000 TL. Bu harika safran çiçeği hasadının arkamızda bırakıp yönümüzü bu defa heyecanımızın zirve yapacağı bir noktaya çeviriyoruz Cam Teras. Safranbolu’ya 8 km mesafede yer alan Tokatlı Kanyonu’nu tepeden gören, vadinin derinliğinden 80 metre yükseklikte 11 metre uzunluğunda çelik profil üzerinde camdan yapılmış. 75 ton ağırlığı taşıyabilen teras, aynı anda yaklaşık 400 kişiyi taşıyabiliyor.
.jpg?format=jpg&quality=50&width=1200)
Teras alanına vardığımızda kasım ayının ortalarında olsak da yoğun ziyaretçi akınının olması doğrusu şaşırtmıyor beni. Özellikle Safranbolu evlerini, konaklarını görmek için Türkiye’nin her yerinden turistik turlar düzenleniyor bu bölgeye. Bir de ilçeye çok yakın olan doğal güzellikler de tur programlarına dahil edilince Safranbolu’nun ve bölgenin ziyaretçi sayısı gün geçtikçe artıyor hâliyle. Cam Teras’a çıkarken önce tedirgin olabilirsiniz. Ancak muhteşem manzara sizi içine çeker gibi sarıveriyor. Bir anda farkına bile varmadan cam terasın üzerinde olduğunuzu anlıyorsunuz. Heyecanın böylesi “Anlatılmaz yaşanır” denilebilecek türden. Cam terasta bu muhteşem manzarayı seyredip, fotoğrafladıktan sonra yönümüzü bu defa Küre Dağları Milli Parkı sınırları içinde yer alan Ulukaya Şelalesi’ne çeviriyoruz. Yolumuzun üzerinde Bartın’ın son yıllarda bir hayli ilgi görmeye başlayan bir ilçesi var; Ulus İlçesi. Safranbolu, Ulus ilçesi arasındaki mesafe 55 kilometre. Yol manzarası muhteşem! Sonbahar renkleriyle donanmış ağaçlar yol boyunca enfes bir görüntü oluşturuyor.
.jpg?format=jpg&quality=50&width=1200)
Erdoğan Gümüş