1867 yılında Mehmet oğlu İskender Efendi'nin kebapçıların yaygın olduğu Bursa Kayhan'daki dükkânlarında, bütün olarak ve yere paralel biçimde odun kömürü ile pişirilen kuzu etini sinir ve kemiklerinden ayırdıktan sonra, dikey çubuğa kat kat yerleştirir ve dik bir ocağın önünde döndürerek pişirmeye başlar. Et ince-ince kesilir, kebaplık pide adı verilen pideler küçük parçalara ayrıldıktan sonra ocakta kızartılır, kesilen etler pidelerin arasına yerleştirilir. Bu farklı kebap Bursa’da çok dikkat çeker ve İskender Efendi’nin “dönen kebabı” olarak adlandırılır. Uludağ yaylalarındaki otlar ve kekik ile beslenen koyun ve kuzu etleri ila hazırlanan kebap, yoğurt, domates sosu ve tereyağı ile tatlandırılarak Bursa ile özdeşleşmiş marka olmuştur.
English
In 1867, in the Kayhan neighborhood, famous for having kebab restaurants, Mehmet's son Iskender Efendi starts to cook lamb meat after separating its nerves and bones, placing them on a vertical bar heated by charcoal. The meat is cut thinly, the bread called kebaplik pide is cut in small pieces and fried on the stove, then the cut meat is placed between the pide. This different kebab highly attracts tourists in Bursa and is called İskender Efendi's "Turning kebab". The kebab prepared with the meat of animals fed with herbs and thyme of the Uludağ Plateau, yoghurt, tomato sauce and butter has become a brand belonging to Bursa.